28 Ocak 2013 Pazartesi

Ursula K. Le Guin



Ai düşünceye daldı. Bir süre sustuktan sonra konuştu: “ Sizler yalıtılmış ve bölünmemişsiniz. Belki de bizim düalizme takmış olmamız gibi sizler de bütünlüğe takmışsınız.”

“Biz de düalistiz. İkilik esastır, değil mi? Ben ve öteki oldukça.”
“Ben ve sen” dedi. “ evet, öyle, cinsellikten daha geniş bu…”
 “Söylesene ırkınızın öteki cinsiyeti sizden ne kadar farklı?”
Şaşırarak bakakaldı, aslında kendi soruma kendim daha çok şaşırmıştım, kemer böyle anlık şeyler yaptırıyor insana. İkimiz de kendimizin bilincindeydik. “bunu hiç düşünmemiştim” dedi. “sen hiçbir kadın görmedin.” Benim de bildiğim Terra dilindeki kelimeyi kullanmıştı.
  “sendeki resimlerde gördüm. Kadınlar hamile Gethenlilere benziyor ama göğüsleri daha büyük. Zihinsel davranışları senin cinsinden çok mu farklı? Ayrı bir tür gibi mi onlar?”
“Hayır. Evet. Hayır, elbette, aslında değil. Ama bu fark çok önemli. Sanırım bir insanın hayatındaki en önemli şey, tek başına en belirleyici etken erkek ya da kadın olarak doğmak. Çoğu toplumda insanın beklentilerini, etkinliğini, bakış açısını, etiğini, tavırlarını bu belirliyor- hemen hemen her şeyini. Kelime hazinesi. Semiyotik kullanım. Giyiniş. Hatta yemekler. Kadınlar … kadınlar genellikle daha az yerler. Doğuştan olan farklılıkları öğrenilmiş farklılıklardan ayırt etmek cidden zor. Kadınların toplum işlerine erkeklerle eşit biçimde katıldıkları yerlerde bile çocuk doğurma ve büyütme işini çoğunlukla onlar yapıyor…”
 “Demek eşitlik genel kural değil, öyle mi? Zihinsel bakımdan aşağı mı onlar?”
 “ bilmiyorum. Genellikle matematikçiler, besteciler, mucitler ya da soyut düşünürler onlardan çıkmaz. Ama aptal oldukları anlamına gelmez bu. Fiziksel olarak kasları daha az gelişkin. Ama erkeklerden biraz daha dayanıklıdırlar. Psikolojik olarak.”
“Kadınların neye benzediğini söyleyemiyorum sana. Bunu somut olarak hiç düşünmemiştim doğrusu(…)”

sf:198


Ve tekrar, hem de çok iyi,  her zaman görmeye korktuğum ve görmemiş gibi yaptığım şeyi gördüm onda, bir erkek olduğu kadar bir kadın olduğunu. Bu korkunun kaynaklarını açıklama ihtiyacı da korkuyla birlikte yok oldu gitti, bana düşen onu olduğu gibi kabul etmekti. O ana kadar onu reddetmiş, onun kendi gerçekliğini yadsımıştım. Benim güvenmediğim tek Gethen’li, Gethen’de bana güvenen tek kişi olduğunu söylerken haklıydı. Çünkü beni tümüyle bir insan olarak kabul eden, beni kişisel olarak seven ve bana kişisel bağlılık gösteren ve benden de eşit ölçüde bir kabul bekleyen tek kişi oydu. Bense bunu vermek istememiştim. Bunu vermekten korkmuştum. Güvenimi, dostluğumu kadın olan bir erkeğe, erkek olan bir kadına vermek istememiştim.


sf: 209


Ursula K Le Guin- Karanlığın Sol Eli





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder